
StarCraft ile tanışalı tam 10 yıl oluyor. Blizzard Entertainment’ ın bizlere sunduğu bu eşsiz strateji oyunu karşısında kim bilir kaç saat geçirmişizdir.
Bir zamanlar ülkemizde internet cafelerde fırtınalar gibi esen StarCraft, birçok strateji hayranını adeta saatler süren bir strateji savaşının içine sürükledi ( merak etmeyin kimse ölmedi
). İlk StarCraft üzerinden yıllar geçti, ama oyun bizde uzun süre unutamayacağımız hatıralar bıraktı. Blizzard’ ın bilindik bir pazarlama stratejisidir. Kaliteli ve ses getiren bir oyunun ardından ” bi dahaa, bi dahaa ” diye haykıran hayran kitlelerini uzunca bir süre merakta bırakır. Sessizce ve derinden çalışır, farklı projeleri ile bir süreliğine size bazı gerçekleri unutturur. StarCraft gibi başarılı bir oyunun devamının mutlaka ama mutlaka gelmesi gerektiği gibi bir gerçeği mesela…
Uzunca bir aradan sonra Blizzard 18 Mayıs 2007 tarihinde dayanamayıp ” StarCraft II geliyor ” diye fısıldayıverdi kulağımıza. Zaten zamanında StarCraft: Ghost projesinin iptal edildiği haberi duyurulduğunda, oyunun hayranları olan kitlenin bir kısmı ciddi anlamda huzursuzlandı, diğer bir kısmı ise bu durumu ” bunun altından mutlaka birşey çıkar ” şeklinde değerlendirip, StarCraft beklentilerini bir süreliğine gözardı etti. 2007 itibari ile StarCraft II’ nin geleceği duyuruldu, ama aslında oyun Warcraft III Frozen Throne zamanından beri multiplayer’ı dahil tamamlanmış olmakla birlikte, gayet oynanabilecek bir durumdaydı. Yine de hain Blizz bizi onca zaman bekletti, ki bu muhtemelen yeni nesil grafiklerden mümkün mertebe nasiplenebilmek adına alınmış bir karardı.

StarCraft II, Brood War’ dan 4 sene sonrasını konu alıyor. Ancak maalesef oyunun konusuna dair hain Blizz ser verip sır vermiyor yine. Önceki oyundan tanıdığımız karakterlerin yeni senaryoya dahil olacağı da belirtilmiş. Video ve resimlerden gördüğümüz üzere oyun yeni nesil grafiklerden fazlası ile nasibini almış durumda. Ayrıca oyun içi cinematic videoların da bizlere görsel bir şölen sunacağı kesin ( eh teknolojinin o kadar da kaymağını yemek lazım değil mi ? ).
Son dönemlerde çıkan strateji oyunlarında sıkça rastladığımız zoom özelliği, artık StarCraft’ da görebileceğimiz bir özellik. Ancak StarCraft II tasarlanırken, oynanış biçimi ve eski izometrik görüntüye sağdık kalmak konusunda kararlı bir tablo izlenmiş. Bu bakımdan içimiz bir nebze olsun rahat. Çünkü StarCraft’ ın yeni nesil grafiklerle yeniden karşımıza geleceği fikri bizi ister istemez bu yönde korkutmuştu. Bünyesine yeni nesil teknolojiyi dahil edip de özünü kaybeden nice oyun gördük ne de olsa…

Ancak oyuna eğlence ve renk katmak adına birçok yenilik getirileceği belirtilmiş ( örneğin fog of war yani “savaş sisi” gibi bir yenilik sözkonusu, atıldığı yerde henüz keşvedilmemiş bir alan görünümü yaratarak düşmanınızı aldatmaya yönelik şeklinde duyduk ). Strateji anlamında dikkat çeken iki nokta var, bunlardan ilki unit ( inceleme dahilinde ünite ya da birlik olarak telaffuz edeceğim ) seçimi konusunda eskisi gibi belli bir sınırımız olmaması. İkincisi ise savaş sırasında bulunduğunuz noktanın coğrafi konumu ( yükseklik, görüş açısı v.b ) gibi şeylerin stratejik anlamda avantaj ya da dezavantaj sağlaması konusuna dikkat edilmiş.
Irklar konusuna gelince, uzun süre önce tanıştığımız 3 ırkın üzerine ( Protoss, Terran, Zerg ) Blizzard henüz gül koklamamış
Ancak önceki oyundan alışık olduğumuz bazı birimler sabit kalmış, bazıları ise Blizzard emeklisi olmuş. Ben bunun yeni üniteler yaratmak ve bunu yaparken oyunu şişirmemek adına alınan bir karar olduğunu düşünüyorum. Netekim, tanıdık bildik 3 ırkın üzerine yeni ırk ya da ırkların gelmemiş olmasını ben ister istemez expansion spoiler’ ı olarak algılıyorum. Yoksa fazla mı iyimserim ?
Hazır ırklar demişken StarCraft II’ de gözümüze çarpan ya da önceden de bildiğimiz birkaç noktaya değinelim…
PROTOSS:
Zealot: Önceki oyundan da bildiğimiz Zealot birimleri, genel hatları ile düşman ile gireceğiniz bir çatışmada yakın dövüşte kullanmak üzere tercih edilmesi gereken bir ünitedir. Eski özelliklerine ek olarak ” Charge ” isimli ani bir saldırı ile çok kısa bir süre içerisinde düşman birlikleri ile yakın temasa girip saldırabiliyor.
Immortal: Oldukça ağır bir zırha ve sağlam bir koruyucu kalkan teknolojisine sahip bu birimler, önceki savaşlarda sakatlanmış, ancak hizmet yeminine bağlılığını sürdüren eski Protoss askerleri tarafından kullanılır. Üzerinde 2 adet lazer topu bulunan bu birimler, düşman birliklerine ve binalarına karşı çok yıkıcı saldırılarda bulunabilir.
Stalker: Hızlı ve ölümcül bir ünite olan Stalker, çok geniş taktiksel müdahelelere imkan sunar. ” Blink ” isimli ışınlanma özelliği ile ani bir kuşatmadan kaçabilir, ya da kaçmakta olan düşman ünitelerini hızla yakalayabilir. Düşmanların, hem hava hemde kara birliklerini yavaşlatıcı özellikte saldırılara sahip olan Stalker, daha ağır saldırılar gerçekleştirebilen müttefik üniteler ile kombine edilerek kullanıldığı takdirde hiçbir düşman elinizden kurtulamayacaktır.
Phase Prism: Ana görevi, savaşta Protoss birliklerini bir yerden bir yere taşımaktır. Yaşayan ve inorganik varlıkları enerjiye dönüştürüp, istenen noktaya ulaşıldığında tekrardan eski formuna dönmesini sağlar. Aynı zamanda Phase Prism’ ler bir nevi mobil güç kaynağı olarak kullanılır. Bir Pylon eksiği sözkonusu olduğunda, çevresindeki yapılara gereken enerjiyi sağlama özelliğine sahiptir.
Phoenix: Protoss ordularının eski Scout ( yani gözcü ) birimlerinin görevini devralan yeni nesil hızlı ve ölümcül bir birim. Üzerinde bulunan Ion Blaster silahları ile birebir çarpışmaların yanı sıra, sayıca üstün bir filo tarafından etrafı sarıldığı takdirde Ion Blaster silahlarına kısa süreliğine yüklediği Warp alanı enerjisini yıkıcı bir alan saldırısına çevirebilir. Bu saldırı ile aynı anda birçok düşman ünitesini yok edebilmesine karşın, bu etkili sistemi kullanmanın bir de bedeli var. Bu sistem kullanıldıktan sonra birim geçici bir süreliğine kullanım dışı oluyor.

Colossus: Yapısı itibari ile Tripod’lara benzeyen, ancak dengesini 4 uzun bacak üzerinde sağlayan ( örn: Dünyalar Savaşı filmindeki Tripod’ lar ya da half life 2′ deki Strider’ lar ) Collossus’lar, uzun bacaklarının sağladığı avantaj sayesinde kara üzerinde hareket özgürlüğü oldukça geniş birimlerdir. Üstün bir hedefleme sistemi ile geliştirilmiş, birimin her iki yanında bulunan termal Lance’ ler ( ki bunlar aynı noktayı hedefleme prensibi ile çalışıyor ) sayesinde düşman birimleri kısa sürede yok edebilecek bir biçimde tasarlanmış. Üzerindeki bu gelişmiş silah sistemi birden çok düşman ünitesi ile mücadele ederken, bir hedefi yok eder etmez direkt olarak bir diğerine odaklanmak gibi bir özelliğe sahip.
Warp Ray: Yapısal olarak tek & dev bir güç kaynağı olan, prizmatik bir çekirdek üzerine tasarlanarak yaratılmıştır bir birimdir. Silah sistemlerinin üzerindeki lensleri kullanarak çekirdeğindeki enerjiden gelen prizmatik bir ışın’ı ( ki bu içerdiği kombine teknolojinin açığa çıkardığı çok yüklü bir enerjidir ) hedefine yansıtır. Bu saldırıya karşı dayanabilecek düşman birimi pek nadir görülür.
Twilight Arcon: High Templar ve Dark Templar’ ların ruhlarını bir araya getirmesi ile ortaya çıkan, çok güçlü birimlerdir. Düşmanlarının hem hava hemde kara birliklerine karşı kullanılabilen çok değerli ünitelerdir.
Dark Templar: Üzerlerine yansıyan ışığın istedikleri yönde eğilmesini sağlayarak görünmez olabilen Dark Templar’ lar, savaş alanında düşmanlarını adeta bir suikast saldırısı ile etkisiz hale getirir. Ellerinde taşıdıkları Warp Blade’ ler sayesinde düşman birliklerini sakat bırakabilecek ya da yok edebilecek saldırı tekniklerine sahiptir.
Carrier: Önceki oyunlardan bildiğimiz ya da tahmin edebileceğimiz gibi bu ünite, savaş alanında istenen birlikleri istenen noktaya ulaştırmak üzere tasarlanmıştır.
Observer: Savaş, bir takım kaynakların elde edilmesini ve yapıların oluşturması için çalışılmasını gerektirir. İşte bu tür işler için kullanılan işçi sınıfı ünite Observer’ dır.
Mothership: Yapısının merkezinde bulunan dev bir Khaydarin kristalinden güç alarak düşman birlikleri yutabilecek bir kara delik yaratabilir. Aynı zamanda ” Planet Cracker ” isimli bir saldırı tekniği sayesinde düşman birimlerin maruz kalması durumunda çok ölümcül hasarlar alabileceği bir lazer yağmuru oluşturabilir. ” Time Shield ” isimli başka bir özelliği sayesinde kısa süreli olmak üzere zamanı durdurabilmek ve üzerine gelmekte olan roket ve benzeri saldırıları durdurabilmekte.
TERRAN:
Reaper: Terran askerleri arasından en acımasız ve suça eğilimli olan, katil ruhlu birliklerdir. Savaş alanında daha da etkili olmak üzerlerinde yapılan bir takım kimyasal değişiklikler sayesinde daha agresif bir yapıya sahip olurlar. Diğer birliklere göre daha hafif bir zırha sahip olan Reaper’ lar için temel avantaj sırtlarında bulunan Jet-Pack’ tir.
Ghost: Terran ırkının en eğitimli ve en kapsamlı birliklerinden biridir. Ortalama bir Terran’a a göre daha güçlü, daha dayanıklı, daha hızlıdır. Uzun mesafelerden kullanabildikleri Sniper atışları, erişebildikleri inanılmaz hız ve yüksek sıçrama kabiliyetleri ile bilinirler. Aynı zamanda görünmezlik teknolojisine de sahiptirler.

Viking: Terran’lar Brood War sırasında başta Zerg’ lere karşı olmak üzere hava saldırılarına karşı çok etkisiz olduklarını fark ettiler. Bu yüzden sadece karadan saldırı yapabilecek ve hareket kabiliyeti karasal koşullarla sınırlı kalmayacak Viking birimlerini yarattılar. Hem kara hemde hava saldırılarında çok etkili bir birim olan Viking’ ler, düşman birlikler tarafından yok edilmek istendiğinde bunu karşı tarafa çok pahallıya mal ettirebiliyorlar.
AH/G-24 Banshee: Terran hava güçlerinin hızlı ve yüksek hareket kabiliyetine sahip, vur – kaç saldırıları için kullanılan uçakları. Maliyeti ucuz, hafif ve görünmezlik sistemlerine sahip bu birim, stratejik açıdan çok önemli bir silahtır.
Thor: Terran ırkının zamanla ortaya çıkan savaş makinaları projelerinden biri. Sıradan üretim araçları kullanılarak çok kısa zamanda edilen bu büyük savaş makineleri, neredeyse bir savaş gemisinin üzerinde bulunacak kadar çok silaha sahip. Üzerindeki silah gücü sebebi ile düşman birliklerine kısa zamanda çok ciddi kayıplar verdirebiliyor.
Battlecruiser: Adeta uçan bir kale olarak nitelendirilen Battlecruiser, Terran’ lar için hava saldırılarında kullanılan en ağır, en güçlü birimlerden biri. Dayanıklılığın yanı sıra yüksek tahribat gücü ile bilinmekte. Birkaç ünite aynı hedefe kiltlendiği takdirde, çok kısa düşmanlarına ait yapıları ve birlikleri yok edebiliyorlar.
Crucio Siege Tank: Terran ordularının eski topçu birliklerinin yerini alan, ağır zırhlı bir topçu desteği olan yeni bir ünitedir. Yüksek ateş gücü sayesinde savaşın stratejik noktalarında kullanıldıkları takdirde savunma ya da saldırı açısından çok etkili ve yıkıcı bir birimdir.
ZERG:
Baneling: Volatile Burst saldırısı ile hedeflenen düşman hattına vardığında, oldukça dolu kesesindeki kimyasal sıvıyı patlamak üzere tetikler. Normalde yavaş, hatta zar zor hareket eden bir birim olan Baneling, hızlı hareket etmek için top biçimini alır. Kara saldırılarında, düşman birliklere ya da yapılara karşı kullanılır.
Hydralisk: Havadan ya da karadan saldıran düşmanlara karşı etkili saldırılarda bulunabilen Hydralisk, kabuğumsu zırhının altında taşıdığı son derece delici iğneler ile yaptığı Needle Spine saldırısı ile düşman birliklerine ciddi hasarlar verebilir. Genelde ani saldırılar ile düşmanlarına fırsat tanımadan, düşmanları çapraz ateş altına alarak kullanıldığında çok etkilidir.

Mutalisk: Mutalisk, Zerg ordularının uçan birlikleri arasında en önemli olanıdır. Zayıf yapıdaki binalara ve kara birliklerine karşı çok etkili vur-kaç saldırları yapabilirler. Kalabalık Mutalisk grupları olarak, düşman henüz havadan gelen bu saldırıya henüz cevap vermeden hızlı bir şekilde saldırmak üzere kullanılır. Düşman birliklerinin kalabalık ve güçlü hava birliklerine karşı bir noktadan sonra savunmasız kalabilse de, Mutalisk hızlı ve atik bir birimdir. Hem hava hemde kara birliklerine karşı çok hızlı ataklar gerçekleştirebilir.
Oyunun resmi sitesini gezince daha da bir iştahı açılıyor insanın ( bu siteyi tasarlayanlar Diablo III’ ün sitesini tasarlayan grup olsa gerek ). Oyun ile ilgili sistem özelliklerine gelince, henüz bu konuda kesin birşey söylenmemiş olsa da, oyun DirectX 9 destekli orta seviye konfigürasyonlarda rahat rahat çalışacak şekilde tasarlanıyormuş. Ancak oyunun tamamlanmadan önce DirectX 10 desteğinin de eklenebileceği yönünde duyumlar aldık. Blizzard’ ın genelde sistem gereksinimleri konusunda kullanıcı dostu olduğunu düşünürsek, henüz sistem upgrade’ i yapmamış kullanıcılara bu oyunu oynayabilme imkanı tanıyacağı belli. Dipnot olarak belirtmem gerekirse oyun şimdilik sadece PC platformuna çıkmak üzere tasarlanıyor.
Blizzard durur durur bombayı patlatır, uzunca bir aradan sonra bu güzel haberi aldıktan sonra nefesimizi tuttuk ve oyunun elimize geçeceği günü bekliyoruz…
[ad]
Gameolog.com’a üye değilseniz üye olun. Üye olmuşsanız lütfen giriş yapınız…


Posted in
Tags: 