Prince Of Persia: The Forgotten Sands Ön İnceleme…

2008’de piyasaya çıkan son Prince of Persia, Ubisoft’un radikal hatası olmaktan öteye gidemedi; hatta sırf yüzünden tek dayak yemediği kaldı firmanın.


Video Adresi: http://video.gameolog.com/prince-of-persia-the-forgotten-sands-2010-video/

Ne yalan söyleyeyim, ben o prensi de sevmiştim, Prince of Persia’yı da… Hatta bana kalırsa kusur oyunda değildi, oyunun Prince of Persia serisinin devamı olmasındaydı. Öyle da böyle, Prince’i derleyip toparlamak zorundaydı Ubisoft ve bunun sonucu olarak Prince of Persia oyununun haberi patlak verdi. Bununla da kalmayı Prince of Persia: The Sands of Time etiketiyle de film haberi aldık ki çifte lezzet diye buna denir. Yeri gelmişken söyleyeyim: Prince of Persia serisinin halkası ile bahsi geçen film arasında hiç bağlantı olmayacak. Yani film elbette ki “film oyunu” olacak ama -adından da anlaşılacağı üzere- filmin konusu, ilk oyunun konusunu işleyecek. Sahi, o kadar gevezelik ettim ama Prince of Persia oyununun isminden bahsetmedim değil mi? Evet… Karşınızda Prince of Persia: The Forgotten Sands!

“Kum” deyip geçmeyin…

Bazı serilerinin bilindik adeti vardı. Oyunun hikayesi seri boyunca akar gider ve yerden sonra de bakmışsınız ki hikayenin devamı yerine geride kalmış, “unutulmuş” başka hikayenin içindesiniz. İşte The Forgotten Sands, Prince of Persia hikayesinin unutulmuş mazisine dönüş yaparak Sands of Time ve Warrior Within arasındaki yedi yıllık süreçte Prince’in başından geçenleri konu alıyor. Prince, kardeşi Malik’in (Demek ki Prince’in ailesinde isim sahibi olanlar da varmış.) ülkesini ziyaret etmeye karar veriyor ama oraya vardığı zaman şehri kuşatılmış halde buluyor. Malik, düşmanlarına karşı kullanmak için kadim kum efsanesini piyasaya çıkarmak istediğindeyse olanlar oluyor. Şehirde yaşayanlar taştan heykellere dönüşüyor, ortaya çıkan kadim güç kontrolden çıkıyor ve pirinci taşlardan ayıklama işi de her zaman olduğu gibi Prince’e düşüyor.
Hikayemiz şekilde, yani klasik Prince of Persia hikayesi. Ancak öyle görünüyor ki oyunun aksiyon tarafı hiç olmadığı kadar lezzetli olacak. Prince, bizi yine akrobasi ve kılıç kullanımındaki yetenekleriyle zevke boğacak. Dövüşler son Prince of Persia’daki gibi teke tek olmayacak ki son Prince of Persia’nın belki de en çok şikayet alan tarafı buydu; hatta teke tek dövüşler yana dursun, 50 kum zebanisini arada görebileceksiniz. Bunu da Ubisoft’un son Prince of Persia’daki teke tek dövüşlere yapılan eleştirilere karşı yanıtı olarak düşünebilirsiniz. İşin ilginç tarafı, derece kalabalık kum ordusuna karşı kendimizi savunamayacak olmamız. Evet, oyunda savunma adına şey olmayacak. Karşı saldırılardan kurtulmak için sağa – sola yuvarlanmak zorunda kalacağız. Tabii ki yine Prince’in kılıcıyla akrobasi yeteneğinin birleşiminden oluşan uzun kombo zincirleri de olmazsa olmazlar arasında yerini alacak. Bütün bunlara “Razia” adında cin de destek verecek ve böylelikle hangi hareketi nasıl yapacağımız konusunda şaşırı oturacağız. Cin dedim de… Umarım Prince’in eline de sihirli lamba tutuşturup olayın tadını kaçırmazlar.

Ateş, toprak, hava, su, tahta!

Bildiğiniz gibi doğanın dört temel elementleri bunlar. (Beşinciyi saymayın zira çalıntı espri oluyor kendisi.) elementlerin The Forgotten Sands’le bağlantısıysa Prince’in bunları kendi avantajları için kullanacak olması. Peki nasıl olacak iş? Prince, şelale misali duvardan akan suyu katılaştırarak (Hayı, “dondurarak” değil…) platformu “duvarda koşma” amaçlı kullanabilecek. Tabii ki bunun için belirli zaman sınırlaması olacak; hatta kimi heykellerin ağzından fışkıran suyu dondurarak (Evet, sefer dondurarak.) slalom yapmak için kendine fırsat yaratmış olacak. Eh, karşılaşacağımız platform bulmacalarının ne çapta olacağı anlaşılıyordur herhalde. Diğer elementlerin oyunda nasıl yer alacağıysa şu an belli değil ama ilerleyen günlerde konuya da açıklık getirileceğine eminim.


Prince’in kum fantezisinin sınırları içinde kalan bütün oyunlarda ortak yön vardı hatırlarsanız. Alelade kılıçla maceraya başlayı sonunda kallavi kılıca kavuşurduk. ( tahta parçasıyla kargaları patakladığımı hatırlıyorum da…) The Forgotten Sands’de böyle olay olmayacak ki fikir bana hiç de hoş görünmedi diyebilirim. Bunun yerine topladığımız tecrübe puanlarını kılıcımızın güçlenmesi için harcayacağız. Yetenek puanlarını sadece kılıcımıza değil, diğer yeteneklerimize de harcayabileceğiz. Mesela, “Shield” adında yeteneğimiz olacak ve etrafımızı saran kum zebanilerini yeteneği kullanarak yere serebileceğiz. Yeterli tecrübe puanıyla yetenek “Tornado” halini alacak ve kum zebanilerini böylece çil yavruları gibi etrafa savuracağız.
Toparlayacak olursak, The Forgotten Sands’le ilgili olan biten şimdilik kadar. (Ne güzel toparladık.) Oyunun hemen hemen tüm platformlar için aynı anda piyasada olacağını da belirteyim. Ha, grafikler konusunda da endişeniz olmasın; çünkü Ubisoft’un ödüllü grafik motoru Anvil Engine görev başında. Artık yapacak tek şey kalıyor, Mayıs ayına kadar beklemek… Üstelik hem The Forgotten Sands’e, hem de Prince of Persia: The Sands of Time filmine aynı anda kavuşmuş olacağız Mayıs’ta. Beklemeye değer mi? Bence değer…

[ad]

.com’a üye değilseniz üye olun. Üye olmuşsanız lütfen giriş yapınız…

You can leave a response, or trackback from your own site.

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.